2011.02.14
Sevgili Tunçsiperliler, Değerli Velilerim, Öğretmen Arkadaşlarım,
Sevgi ile adlandırılan bu güzel haftadan merhabalar…
Umarım tatiliniz gönlünüze göre, güzel geçmiştir sevgili gençler… Ben tatilde Antalya’ya gittim. Türkiye Özel Okullar Birliğinin Geleneksel Antalya Sempozyumları’nın onuncusu olan “Education and Brain” adlı Sempozyumuna İlköğretim Müdürümüz ve koordinatörümüz ile katıldık. Verimli bilgiler edindik. Aşağıdaki linki incelemenizi ve ikinci sayfadaki sonuç bildirgesini kendiniz için değerlendirmenizi öneririm.
http://www.ozelokullardernegi.org.tr/sempozyum_sonuc.html#
Sevgili Tunçsiperliler, dolaşım, sindirim ve boşaltım sistemimizi az çok biliyoruz. Ama beyin ve sinir sistemimizi yeterince iyi bilmediğimizi söyleyebilirim. Bugünden başlayarak, hepimizin - bir öğrenci titizliği ile - beynin biyolojik yapısını ve işlevlerini ; “Google”dan ya da kitaplardan araştırdığımızda, bilmediğimiz çok ilgi çekici gerçeklerle karşılacağımızı ve kendimize bir kez daha hayran kalacağımızı hatırlatmak isterim.
Evet, artık yuvamıza döndük. Öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizin okulu özlediklerini belirtmeleri beni her zaman mutlu etmekte… Severek ve isteyerek, motivasyonla yapılan her iş başarı getirir, mutluluk getirir. Emek her zaman ürününü alır.
Şimdi ders zamanı. Akademik çalışmalarımızı destekleyen haftalık çalışma programımızın tablosunu ekte sunmaktayım. Programda bu dönem bir yenilik var. Okul Meclisimizin talebi ve dönem sonunda gerçekleştirdiğimiz Öğretmenler Kurulumuzun kararı ile kulüp çalışmalarımıza ikinci dönem başlayacağız. Bu plana göre; haftanın ilk dört günü son iki ders ÖSS çalışmaları, son günü kulüp çalışmaları yapacağız. Bu Cuma Konferans salonunda geçtiğimiz yıllarda çalışmaları içeren kulüp tanıtımları yapılacaktır. Sonra; kulüp tercihine göre kulüp danışman öğretmeninin dersliğine gidilecek ve her kulüp yasal yönetmeliğini incelenerek, yıllık plan yapılacaktır. Kulüp çalışmaları proje formatında yürütülecek, yıl sonunda bir esere dönüşecektir.
Bir de İlköğretim bölümümüzün duyurulmasını rica ettiği bir paylaşımımız var: İlköğretim binasına veli ve misafir girişi danışmanın olduğu kapıdan; öğrenci ve öğretmenlerin binaya girişi yıldızlı alanın üstündeki ilköğretim kapalı tören alanına açılan kapıdan yapılacaktır. Bu paylaşıma titizlikle uyulacağına inanıyorum.
Evet, sevgili Tunçsiperliler, haftalık duyurumuz ile ilgili görüş ve değerlendirmelerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim.
Sağlık, esenlik ve güven dolu bir hafta diliyorum.
Saygı ve sevgilerimle,
Nimet ATABEK (Lise Müdürü)
TÜRKİYE ÖZEL OKULLAR BİRLİĞİ DERNEĞİ X. ANTALYA SEMPOZYUMU (EĞİTİM VE BEYİN)
SONUÇ BİLDİRGESİ (3-5 Şubat 2011- Antalya)
Sempozyum; Antalya Rixos Lares Otel’de Milli Eğitim Bakanımız, Müsteşar Yardımcısı, Talim ve Terbiye Kurulu Üyeleri, İlköğretim Genel Müdürü, Ortaöğretim Genel Müdürü, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü ve Yardımcısı, Bakanlık bürokratları, Antalya ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürleri ve Yardımcıları, 8 Özel Öğretim Kurumları Dernek Başkanı, Amerika, İngiltere, Kore ve Hollanda’dan 4 yabancı akademisyen, ülkemizin önde gelen üniversitelerinden 19 bilim insanı, nörolog, psikolog, psikiyatr, uzman ile basın mensupları ve 800 civarında özel okul kurucusu, yöneticisi ve öğretmenin katılımıyla gerçekleşmiştir. Sonuç bildirgesi şöyledir:
- Öğrenmeyi en üst düzeyde gerçekleştirmek için eğitim politikası ve programları, beyni anlama üzerine kurulmalıdır. Bilişsel ve duyuşsal süreçlerin temelinde biyolojik yapı ve özünde beyin vardır. Öğretimin bu anlayış içinde yapılandırılması gerekmektedir. Öğretmenlerin zihnin beyindeki temelleri açısından geliştirilmeleri ve verecekleri eğitim-öğretimi bu temele oturtmaları sağlanmalıdır.
- Kesin sınırlar ve kalıplar içine alınmış programlar yerine, öğrencinin gelişim, yetenek ve yönelmelerine cevap verecek ve esnekliği olan program çerçeveleri belirlenmelidir. Öğrencinin öğrenme sürecinde beynin fizyolojisi hakkında bilgi sahibi olması daha etkin ve verimli çalışmasına olanak sağlayacaktır. Bu husus program geliştirme sırasında kesinlikle dikkate alınmalıdır.
- Öğretmen mesleki gelişim programlarında beyin gelişimi ve beyin - öğretim ilişkilerine yönelik yetkinlikleri arttırılmalıdır ve nörologlardan eğitim alanında destek alınmalıdır.
- Ergenlik dönemi; fiziksel, bilişsel, sosyolojik, duygusal ve bağlamsal değişimlerin gerçekleştiği bir gelişim sürecidir. Aynı zamanda bazı temel nörolojik gelişmelerin de meydana geldiği ve beyin bölgeleri arasında yeni bağlantıların kurulduğu bir dönemdir. Bu dönemdeki hatalı yaklaşımların öğrenciyi ömür boyu etkileyeceği unutulmamalıdır.
- Her yaş döneminde öğrenciye doğru geri bildirim vermenin öğrenci başarısında duygusal ve bilişsel önemi olduğu bilimsel olarak saptanmış ve öğrenci motivasyonunu arttırdığı vurgulanmıştır. Bu nedenle öğretmenin öğrencilerle empati kurması ve doğru geri bildirim vermesi için gerekli yetkinlikler, öğretmen yetiştirme programlarına ivedilikle dahil edilmelidir.
- Beyindeki gelişmelere paralel olarak, dil öğreniminin üç - on bir yaşları arasında daha etkin olduğu dikkate alınmalı ve yabancı dil öğretim programları buna göre hazırlanmalıdır.
- Öğrencinin karşılaştığı kaygıyı, sosyal ve fiziksel baskıyı kolayca atlatabilmeleri için öğrenme ortamı ve öğrenme deneyimleri dikkate alınarak öğrenci konfor alanı genişletilmelidir. Okullardaki ödev politikaları öğrencinin beyin gelişimi ve yeterlilik yapısına uygun olmalıdır.
- Okul rehberlik servisleri daha aktif ve etkin olmalı, okul yönetimleri rehberlik servislerinin işleyişini desteklemelidir. Rehberlik servisleri de yetenekleri ortaya çıkartılmasında ve problemlerin çözümünde beyin gelişimine paralel yaklaşımlar göstermelidir.
- Beyin kapasitesini en üst seviyeye taşımak ve okullarda eğitim- öğretim kalitesini arttırmak için egzersiz ve deneyim bakımından zengin bir çevre oluşturulmalıdır. Fiziksel ve zihinsel uyaranlara yanıt verme kapasitesi geliştirilmeli, “uyaran zenginliği” sağlanmalıdır.
Sonuç olarak; Çocuklarımızda var olan potansiyeli performansa çevirmek için okul, yönetici ve öğretmenler, ders programlarını hazırlayan yetkililer, çocuklarımızın gelişiminde söz sahibi olan tüm kişi ve kurumlar, beyin ile öğrenme arasındaki etkileşimler konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Sempozyumda ortaya konan bilimsel gelişmeler ışığında; sorumluluklarımızı bilmek ve bu konuda yetkinliklerimizi yeterliliğe dönüştürmek, başta Mili Eğitim Bakanlığı ve Öğretmen Yetiştiren Yüksek Öğretim Kurumlarımız olmak üzere hepimizin görevidir.
http://www.meb.gov.tr/haberler/haberayrinti.asp?ID=8474

|