CENNETTE BİR GÜN

Mevsimin son rüzgarları esip de Uludağ, giydiği o bembeyaz gelinliği çıkarınca Bursa cennetini sunar o yeşiline hayran gönüllere. Yeşili hep dillere destan olmuştur da o yeşille kaynaşmak hep ertelenmiştir gündelik yaşamın yoğun temposunda. Orda bir dağ var aslında çok yakında, başımı kaldırdığım her sokak köşesinden gördüğüm ve her saniye tertemiz havasını soluduğum.

7 Mayıs Cumartesi günü, güneşin davetine cevap veren Tunçsiperliler soluğu Keles Kocayayla’da aldı sabahın erken saatlerinde. Doğanın ve huzurun kucağında, börtü böceğin, kuş seslerinin arasında biraz yürüyüş yapmak biraz da içindeki insana bir merhaba demek adına…

Doğanın gerçek sahiplerine yapılan bu ziyaret, Beden Eğitimi Öğretmeni Erkan Ergin’in organizasyonunda ve profesyonel rehberler eşliğinde gerçekleşti. Her sınıftan 17 kişinin katıldığı yürüyüşe Özel Tunçsiper Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Melek Turan ve Tarih Öğretmeni Mustafa Kaman da katıldı.

Keles köy kahvesinde yapılan kahvaltının ardından başlayan yürüyüş 15 km.lik parkurun ardından bir dağ köyünde tamamlandı. Yürüyüşle birlikte ana kampta verilen mola ve doğada mangal keyfi yaşanmaya değerdi. Yemyeşil çimenlerde uzanmak ve gökyüzüyle aradaki tüm engelleri kaldırmak, özgürlüğün tadını çıkarmak…

Gün boyunca her anı ölümsüzleştiren Betül Öztürk ve Ecem Küçükşen, çektikleri fotoğraflarla yaşananları hatıra albümlerine taşıdılar. Doğanın en canlı renkleri ve Tunçsiperli gezginlerin doğayla dansı onların objektiflerine takıldı.

Ferhat Ergün ve Dilay Özgen liseli bir öğrenci olarak son trekkinglerini gerçekleştirdiler. Artık büyümenin ve olgunlaşmanın verdiği durumdan olsa gerek Ferhat, yürüyüş boyunca gezginlere özlü sözlerle eşlik etti. Doğanın gerçek sahibi Kızılderililerin ruhunu taşıdığına şüphe yok. Dilay ise, zorla da olsa katıldığı geziyi iyi ki gelmişim diyerek tamamladı.

Gezinin keşif lideri Samet Alp Alyaz, gezginler için hep bir adım önde, onların geçeceği yolları araştırdı. Kimi zaman dar patikalardan geçti, kimi zaman kayalıkların ötesinde görüldü. O, ayak izlerini doğadaki her yere bıraktı. Yemek için yakacak toplamak işi de ona düşmüştü.

Yemek demişken, bol oksijenle acıkan mideler ana kamp alanına vardıklarında yanan ateşin üzerinde pişen sucuk kokularıyla şenlendi. Okul Başkanı Ceyhun Akarsu’nun başarıyla yaktığı kamp ateşi sayesinde herkes gönlünce yemek yedi.
Rehberin “Bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şeyden biri sensin.” diye tanımladığı İlyas Onur Dilmen, tek kelimeyle geziye katılan herkes için yıldızdı. O, geziye, özellikle de yemek saatine öyle hazırlıklı gelmişti ki kimin ne ihtiyacı varsa “Ben de var!” diye yükselen sesti.

Erkekler kamp ateşinin başındayken kızlar biraz keyif yapıyordu. Merve Demir’in alkışlar arasında doğanın kucağında yankılanan müziğin ritmine kapılıp oynadığı görüldü. Aslı Gündoğar’ın hem alkışlarıyla eşlik ettiği hem de gezi boyu hiç dinmeyen enerjisi görülmeye değerdi.
Merve Eroğlu, doğanın sesine, sessiz kalışıyla uyum sağladı. Arada bir sohbetine tanık olunsa da o daha çok doğayla sessizce bütünleşti.

Fırat Özmüş, kâh ateşin başında kâh ormanlık arazide kâh sohbette kâh yalnız görüldü. Sanırım başına buyruk olmak onun seçimiydi.
Serra Yüksel… O gülen yüz. Her ne kadar beyaz ayakkabıları kirlenince biraz şikayet etse de, gezi boyunca yüzünden gülümseme eksik olmadı. O herkese verdiği pozitif enerjiyle ekibin güneşiydi.

Fotoğraflara yansıyan kareler arasında üç kişi dikkatleri çekiyordu: Tarık Basrik, Mehmet Furkan Sevük ve Ömer Tarkan Arda. Verdikleri pozlardan mıdır, kendilerine has duruşlarından mıdır bilinmez ama doğada bile karizmalarını konuşturdular.
Ormanın o doğal yaşamına en çok uyum sağlayan, attığı adımda bile hiçbir canlıyı rahatsız etmeyecek dikkati gösteren Melek Selin Tozkan, sessizce yanınızdan geçerken adeta doğanın en nazik misafiriydi.

Bir de birbirlerini sevdikleri, birbirleriyle didişip durmalarından belli olan iki isim vardı: Hüseyin Murat Bayram ve Kaan Ertuş. Güne biraz asık suratla başlamış ve yol boyunca hep kestirme yollara girmiş olsalar da birbirleriyle eğlendikleri belliydi. 

Güneşin ilk ışınlarıyla kızaran yüzler biraz yorgun ama taptaze bir bedenle yollarını tamamladı. Köy kahvesinde içilen son çayların ardından akşam saatinde okulun yolu tutuldu. Çimenlerin üzerinde uzanmak ve toprağın verdiği enerjiyle yenilenen bedenler artık yeni bir haftaya hazırdı.



 

Ö Z E L     T U N Ç S İ P E R     O K U L L A R I

Çamlıca Mah. Babacan Cad. No:72      16100   Nilüfer/BURSA

Tlf. : 0.224.451 52 90       Faks: 0.224. 451 52 99      info@tuncsiper.com

 

© 2009, ÖZEL  TUNÇSİPER  OKULLARI.  Tüm  hakları  saklıdır.